11 Haziran 2013 Salı

İzmit

her daim kuşların gökyüzünde süzüldüğü,
gecenin üçünde bile güzel güzel öttüğü bir yerdir.

kuşları ve martıları olmamışta pişmaniyesi meşhur olmuş hayret bişiyya
en azından bu burda dursun





27 Mayıs 2013 Pazartesi

sıkıntıdan yemek yemek neymiş onu da 
şu son üç günde öğrendim resmen. 
yüz kilo olcam.

4 Nisan 2013 Perşembe

bence

dublajlı film izlemek mutsuzluk gibi. mutsuzluğun tanımı sanki. yavan, tatsız. ve benim bugünkü mutsuzluğuma verebildiğim tek tepki, kanalturkteki dublajlı altın pusulayı ses olsun diye arka planda açık bırakmaktı. cumhuriyet parkında oturup, ağlamama ramak kalışını saymazsak.

nicole kidman ne güzel ablamızdın sen.


2 Ağustos 2012 Perşembe

31 Temmuz 2012 Salı

geçen cumartesi mervelerde kaldım.bütün gece konuştuk.iftardan sahura kadar.mualla teyzenin yaptığı yemeklerin toplamı benim bütün bir hafta yediklerimin toplamıydı.çay içtik,sohbet ettik.merve işyerindeki adı jülide olan patronunun üniversitedeyken suratına yediği pastayla taksiye binişinin hikayesini anlatırken o kadar çok güldüm ki kaburgalarım ağrıdı.

2 Ocak 2012 Pazartesi

bugün hava çok güzeldi.izmitte.güneşli böyle.
tam okulu asmalık.ama ben okula gittim.
izmitteki insanları seviyorum galiba.
karakteristik özelliği var sanki hepsinin.
bazılarında da seri katil tipi.
ya da ben bu aralar çok fazla dexter izledim.

bir de şu var, herkesi mutlu etmeye uğraşıp sonunda salak gibi üzülen olmak.

fakat bugün çok sevdiğim mektup arkadaşımdan gelen bir fotoğraf mutlu etti.


1 Ocak 2012 Pazar

Merhaba.
buraya yazmayalı çok oldu.
3 gündür guaj boya yapıyorum.tek teselli kaynağım arkada fon olarak açtığım avrupa yakasıydı.
dexter 4. sezon bitti. 5. sezonu bilerek yarıyıl tatiline bıraktım.
izlememek için kendimi zor tutsamda mecburum.YOKSA KALACAĞIM.
yarın ilüstrasyon dersine gitmeyeceğim için mutluyum.
bazı bazı üzülüyorum.ama sonra geçiyor.

iyi geceler.


7 Eylül 2011 Çarşamba

bu aralar kendi başıma işler yapıyorum.

dün şişli etfal'e gittim. bu yaz 5 sezon House izlemenin yan etkisi olarak,
hastanede dolaşırken her an bir Chase, Cameron yada Foreman 
görme arzusu vardı içimde hep.
birde kanımı alan vicdansız hemşireye burdan seslenmek istiyorum:
allasen o nasıl bir iğne batırıştı?
24 saat geçti kolum hala ağrımakta. elin bayağı hafifmiş.

neyse birazdan tahlil sonuçlarını almaya gideceğim.
doktorun '3 aylık ömrünüz kalmış' deyip bir atraksiyon
yapmasını bekliyorum.





annemin bize verdiği büyük ayarlar part1:

bilgisayarımda mozillayı bulamayınca: 

'bu nasıl bilgisayar google bile yok bozmuşsunuz hep!'

emreyle neşe kaynağımız.seviyoruz ailecek

5 Eylül 2011 Pazartesi

Biz Merve'yle hep İstanbul Modern'e gideriz.

O gün evden çıkıp otobüs durağına gittiğimde aklımda tek bir korku vardı:

                             YA AKBİLİMDE PARA YOKSA?
 

Bilen bilir İstanbul'da artık otobüslerde akbilden başka bişey geçmiyor.akbilinde paran yoksa  böyle saçmasapan bi durumda kalıyosun .para da veremiyosun bi çeşit paranla rezil oluyosun filan.neyse.Zaten 1 saat kalmış. otobüs gelmiyor. gelse de o muhteşem dıdı - dıııııt  dıdı dııııt  sesini duyarsam korkusu tüm benliğimi kaplamış. oturmuş duraktaki insanları inceliyorum.asırlar gibi geçen süreden sonra ufukta 46Ç beliriyor.zaten bütün herkeste onu bekliyomuş maşallah.topluca biniyoruz.
ve akbili basıyorum.o sesi duymayıp,üstüne bir de daha birsürü basma hakkım olduğunu görünce,lisedeyken matematik sınavlarından kılpayı kurtardığım zamanlardaki kadar seviniyorum filan.

Taksim'de inip finikülere biniyorum.Japon bir kadın bir ara kendimi güney kore sinemasında gibi hissettiriyor.Kabataş'ta inip yürüyerek nihayet varıyorum.sonra Merve'den hafif çaplı bir 'nerdesin azarı' işittikten sonra giriyoruz İstanbul Modern'e.güvenlikten geçerken,dünyanın en zor, karmaşık ve bir o kadar da insana hayatın anlamını irdelettiren soruyla karşı karşıya kalıyoruz:

                             SERGİYE Mİ GELMİŞTİNİZ?

Merve 'evet' diyor bense dilimin ucuyla, 'hayır tatlım,sebze almaya gelmiştik.'

Neyseki sakinliğimi koruyup,içeri giriyoruz.

Steve McCurry! fotoğraflar harikaydı.nasıl da tonton şeker bir adam.son kodachrome filmi ile fotoğraflarını nasıl çektiğini anlattığı video da ayrı güzeldi.


bide böyle pamuk şeker gibi bulutlar vardı çekmeden duramadım. 




2 Ağustos 2011 Salı

yaz tatilinin bitmesini isteyip Hogwarts'a dönmeyi iple çeken harry gibi.

31 Temmuz 2011 Pazar

     
             bugün rowlingciğimin doğum günüymüş.
        gönül isterdi ki pasta filan keselim beraber.
                       ama hayat işte.

9 Haziran 2011 Perşembe

'kurallar tarih olur yıkanlarsa efsane'
      Tipografi final sınavı